Ana içeriğe atla

İran Notları 2:



Şimdi indiniz.Tahran imam humeyni havaalanındayız.Havaalanı bizim istanbuldakilere göre küçük kalıyor.Konfor bakımından da eşdeğer değil.Board'a bakarsanız seferlerin yarısının istanbula olduğunu göreceksiniz.Havaalanında bazen kontrol olabiliyor.İrana girişte vize zaten yok.Pasaport kontrolden kolayca geçiyoruz.Gelelim şehir merkezine ulaşıma.Metro yok.Otobüs olduğunu duymuştum ama ben görmedim.Opsiyonunuz taksi gibi sadece.Eğer daha önceden gittiyseniz; yani gideceğiniz yeri biliyorsanız şehir merkezine kadar bukadar taksi ücreti vermenize gerek yok.En yakın metro istasyonuna gider ordan metroyla devam edersiniz..Yok benim gibi ilk kez gidiyorsanız bu durumda gideceğiniz yere kadar taksiyle gitmeniz en doğrusu.Şehir merkezine yaklaşık 40 dk mesafede havaalanı.Ben Aralık 2015'te gittim.O zaman taksi 65000 tümendi (650000 Riyal).Birini bulabilirseniz onunla da paylaşabilirsiniz taksiyi ucuza gelir.İranda zaten bu taksi paylaşma çok yaygın birşey.Havaalanında döviz bürosu var.türk lirasıda işliyor ama kolaylık olsun diye yanınıza dolar almanızı tavsiye ederim.Ben gittiğimde kur 1 USD=360000 Riyal'di.Bu döviz bozdurma işlerini tahranda Firdevsi meydanında yapabilirsiniz.Ayaklı dövizcilerde var.Havaalanında devrim muhafızları nöbet tutuyor.Bizdeki toplum polisinin aksine izbandut gibi tipler.Sakın oraya nasıl giderim,buraya nasıl giderim türü soruları onlara sormaya kalkmayın.Sizi ararlar.Benim başıma geldi.Bir sonraki yazıda anlatıcam.İran insanı çok yardımseverdir.Herkesle;erkek, bayan farketmez rahatlıkla konuşabilirsiniz.Ben havaalanındayken Ara diye bi kızla tanışmıştım ilkin.Bana yönlendirme anlamında çok yardım etti.Baktım 2-3 çarşaflı kadın saatlerdir bi sağa,bi sola gidip geliyorlar;Sorum Ara'ya bunlar kim diye;Hicab polisiymiş bunlar.Görevleri bizim giyim kuşamımızı kontrol etmek diyor kızcağız.Varsayalım ki başını açtın nolur dedim Ara'ya.Karakola götürüp ilkin birdaha bunu yapmayacağına dair bir kağıt imzalatıyorlarmış.Tekrar yaparsan yaptırımlar artıyor tabi.İpe kadar yolu  var.Sohbetimiz uzayıp gitti.Çok tatlı insanlar.Daha önce de belirttiğim gibi türk kızları gibi öyle "ne var, ne istiyorsun" türü küstahça bir tavırları yoktur.
Bindiniz taksiye;iranda araçlar çok eskidir yeni nesil araçlar çok azdır.Hatta bu araçla yolda kalırmıyız diye bian aklımdan geçirmiştim. Taksi fiyatları yeni nesil araç olunca artabiliyor.Yeni nesil dediğim bu peugeot'un taksi yapılabilir modelleri;hepsi bu.Otobüsler de keza aynıdır.Otogarlarda bizim 80-90 lı yıllardaki topkapı otogarını andırır.Şehirlerarası otobüsler bildiğiniz Mercedes'in milattan kalma O302 modelleri.Bunun üstü VIP sayılıyor.Ve fark ücreti ödüyorsunuz.
Taksiyle şehir merkezine gelirken çorak bir arazi alabildiğine uzanıyor.Humeyni ve Hamaney'in posterleri heryerde.Şehitlerin fotoğrafları keza öyle.Gönderlerde siyah bayrak çekili.Ben kerbela olaylarının yıldönümüne denk gelmiştim.Her yıl 40 gün yas oluyor kerbela şehitleri anısına ve gönderlere siyah bayrak çekiliyor.Şehir merkezine yaklaştıkça saman sarısı bi renk,hava kirliliği,gaz kokusu ve güzel insanlar sizi bekliyor.
Devam edicek...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çıplaklar Kampı Deneyimi; Şortu da Çıkarıyormuyuz?

     Bu yazı diğer gezi yazılarından farklı bir yazı olucak. Şurda şu var, burda bu var türü bir yazı değil. Yazımızın konusu Nüdizm yani çıplaklık; o yüzden rahatsız olan varsa makalenin geri kalanını okumaması rica/tavsiye olunur.      Avrupa sadece doğal güzelliklerden, etkileyici sanat eserlerinden,gece hayatından ibaret biyer değil. Çok özgür.Hatta geçen seneydi sanırım belediye başkanının biri ,Avrupada ki özgürlüklerden rahatsız olan varsa, bavulunu toplayıp s.tirip gitsin" dedi. İşte bu özgürlüklerden, rahatlıklardan biri de tümüyle çıplak kalabilmek ve bunun yaşanabileceği mekanlar. Çoğumuz yaz gelince bikiniyi,şortu,mayoyu giyip kendimizi deniz kenarına atmayı düşünürüz. O sıcaklarda yapılacak en iyi şeydir. Avrupaya ilk gidişimden önce burdan bir hocam "Boşuna umutlanma.İtalya koyu katolik,kızları üstsüz denize sokmuyorlar" demişti. Sonra yaz geldi,sahildeyim; bu lafı aklıma geldi "Yanıldığınız çok açık hocam" dedim kendime...

Sevgiliyle İspanya - Valensiya

       Bu sene çok ara verdim yazmaya, hatta bazı ülkeler hakkında daha tek kelime karalamadım. Granadadan sonra rotamızı valensiyaya çevirdik. Hesapta La Tomatina yani domates festivaline katılmak var. Bu festival her yıl ağustos ayında yapılıyor. Bunol kasabası valensiyaya yakın ordan gidicez diye buraya geldik. Granadadan Valensiyaya otobüs yolculuğu zor geçti, ispanya düşündüğümden daha büyükmüş. Granada otogarda türk baklavası satıyorlar. Aldık. Ama bizimkinin yanından geçemez. Hep derim bazı lezzetler ait olduğu topraklarda güzel diye. Vardık hostele yerleştik. Sabaha festival var bizde hal kalmamış. O kadar dolana dolana tabi. Baya düşündüm, posamız çıkmış vaziyette olduğu düşündüğümden daha pahalı çıktığı için festivale katılmamaya karar verdim. İleri ki bir tarihe kalsın dedim. Hostelde festival biletleri satılıyor. Bunolde sabah saatlerinde kamyonlar domatesleri meydana yığıyor, millet başlıyor domates savaşlarına. Aynı günün akşamı da festival partisi oluy...

2024 Yılının Muhasebesi

     2024 yılında 2 yeni ülkeye gittim. Bahreyn ve Letonya. Bir kaçta yurt içi gezi yaptım. Bursa ve Balıkesir'e gittim. Bugünkü imkanlarım bu kadarına el veriyor. Körfez ülkesi Bahreyn çok durağan. Çok görülecek bir şeyde yok. Küçük bir ada ülkesi. Diğer Arap ülkelerine göre biraz daha serbest. Suudiler oraya eğlenmeye geliyorlar. Ayrıca ucuzdu. Çok sayıda Asyalı var. Masaj salonları işletiyorlar ve Hintliler getto kurmuş. Bir şey aldığın zaman fiyat olarak rupi söylüyorlar hatta. Türk'te çok var. Özellikle berberlik işi Türklerde. Bunlardan vatandaşlık almak neredeyse imkansız. Çarşı pazar gezmekle, sahilde yürümekle geçti günlerim. Şansıma Otel odam baya büyüktü. Kendimi kilitleyip kafamı dinledim.    Temmuz ayında da Letonya'ya gittim. Küçük şirin bir ülke. Yeşillikler içinde. Ben baltık huzurunu çok sevdim. Nüfus az. Kaldığım otel şansıma çok iyi çıktı. Odam çok büyük değildi ama buzdolabından mikrodalgasına kadar her şey vardı. Marketten alıp odamda pişird...