Ana içeriğe atla

Mısır Yazıları- Kahire 3.gün







Eski Kahire

     Böyle her gittiğim şehirde eskişehir diye bir bölge oluyor. Bi bizim memlekette yok herhalde. Kahirenin neresi yeni? O da ayrı konu. 3. gün Meşhur bir kilise (ismini unuttum),citadel denen cami bir de Han el Halil bölgesine gidicez. Ama önce önce Nil nehri kenarında bi gündüz gezmesi yapıyoruz. Kahire 20 milyonluk bir şehir. Trafik bir keşmekeş. Yollar herkesin kendine yol açmak için korna çalıp, manevra yaparak mücadele ettiği bir yer. Nil nehri Tahrir meydanının hemen biraz ilerisi, kime sorsanız gösterir. Etrafı oldukça pis. Fayton durakları, tekneler, halk, casinolar filan buralarda. Yanlız temiz tutmuyorlar. At pisliği kokusunu genzinize çeke çeke yürüyorsunuz. O denli pis ki yaptıkları nispeten temiz ufak bir parka bile giriş ücretli. 

Nil Nehri Kıyısı


     Neyse efendim atladık,kiliseye geldik. Mısır da kiliseler tertemiz,camiler pislik içinde çoğunlukla. Mısır'ın yerlileri aslında kıptiler,araplar sonradan geliyorlar. Bu kıptilerin çoğu hristiyandır. Zaten başı açık 3-5 kadın görüyorsanız onlarda bunlar. Bir de kiliselerin çevresinde inanılmaz bir güvenlik var, asker koruyor. Bize girişte nerelisiniz diye sordular. Türkiye diyince; sizde bişey olmaz geç dedi. Baya bi oturduk içinde dışında,aynı zamanda mezarlıkta var gezdik. Kadının biri bana hamurişi ikram etti,almadım. Kabalık ettiğimi düşünüyorum. Papazla filan tanıştık. Sıkıntı çekiyormusunuz, baskı varmı size diye sordum. Orta halliyiz tarzı bi cevap verdi.

Kahirede bir kilise
Mısırlı Kıpti Papaz


     Ordan çıktık Citadel dedikleri camiye geldik. Bir kampüs olarak düşünülmüş. Aynı zamanda medreseymiş buralar anladığım kadarıyla. girişte şal kiralıyorlar. Öyle şortunla giremiyorsun. Yani nedir bu kadını kapatma sevdası anlamış değilim. O sökülen piramit taşları işte bu caminin yapımında kullanılmış. Hayatımda gördüğüm en pis cami. Rezalet derecesinde. Abdest alıcak su bile yok.

Citadel 1
Citadel 2

Yani bi cami bu kadar mı pis olur?


     Devam ediyoruz. Han el halil'e gidicez. Taksi tuttuk, fiyat kırdım. Adi herif bizi uzak bi noktada bıraktı. Slumdoğ Millionaire filminde bi sahne var. Çocuk gezdirdiği turistlere : "You want to see real india , your it is" diyor. Aynı o hesap, gerçek mısırla tanışıyorsunuz. Nasıl pis anlatamam, yıkık dökük, bakımsız. İnsanlar kaldırımlarda yatıyor. Üstte yok başta yok. Meydanda imam hüseyin camisi var. Sevgilime dur ben bi 5 dk camiye bakıp çıkıyim dedim ama öyle olmadı. Camiye girdim baktım millet durmadan ufak bir odaya girip çıkıyor. Merak ettim oraya yöneldim. Meğer hüseyin'in mezarı burdaymış. Daha doğrusu kafası burda gömülü, bedeni de ıraktaymış. Ben bilmiyordum bunu. Millet paso dua okuyor. Ben bu ortadoğu insanını anlamıyorum. Kardeşim adamlar iktidar yüzünden birbirine girmiş, derdi hala sizi mi geriyor? Bildiğim bişey var o da şu: Bu saçmalıkların ülkeme bulaşmasını istemiyorum.

İmam Hüseyin Camii

Camii çevresinde insanlar


Hüseyin'in türbesi; Dedesinin yaptığı işlerin bedelini ne yazık ki o ödedi.
İmam Hüseyin Camii çıkışında mısırlılar

      Millet mısır sıcağında yayılmış caminin içine yatıyor. Aynı israildeki  mescidi aksa gibi.Çıktım. Caminin dışında herkes yayılmış bi tarafa,bişey satan var,dileneni var, kadınların eline bi tür kına ile dövmeler yaptırıyorlar. Çarşı tarafına yöneldik. Başı sonu belli olmayan çarşılar zinciri. Geziyoruz ha geziyoruz. Her türlü kap kacak,hediyelik eşya bilumum ne ararsan var. Mısırlılar bişeyler satmak konusunda çok ısrarcıdırlar. "No Thanks" ve "Şükran" demekten dilim dönmez oldu artık.

Caminin İçine yayılan insanlar,en arkadaki eleman tam salmış kendini
Güzel olmak dünyanın her yerindeki kadınlar için önemli sanırım
Dövme yapan kadınlar, seç beğen





















      Fişavi diye meşhur bir kahvehane var. Daracık sokaklardan geçerek bulduk sora sora. Otantik bi mekan. Ud filan çalınıyor. Meyvesularımızı yudumlarken biri gelip türkmüsünüz dedi. Evet dedik, buyur ettik filan. Yani türkle karşılaşmadığım bir ülke olmadı benim henüz. Maşallah heryere yayılmışız yani.Yanında da bir mısırlı. Abi çifte vatandaşmış. Baba mısırlı, anne türk. Babadan kalan mirası satıp gidicem diyor. Neler anlattı neler. Kafamda kalmadı hepsi. Mısırda kadınların mirastan yarım hisse aldıkları, et yemememiz, taksilere 20 pound dan fazla vermememiz, her yanaşanı "şükran" diyip göndermemiz, müslüman kardeşlerin hala faal olduğu, bu noktada mısırlı çocuk araya girip: daha fazla ısrar ederlerse asıcaklar dedi, şeriat getiriceklerdi istemiyoruz diyor. tahrir deki olaylar esnasında şehit oldu denilip türkiyede bol bol propagandası yapılan esmanın aslında yaşadığı, Mısırlı çocuk yine araya girdi evet yaşıyor dedi. Muhabbet koyu anlıycağınız. Bizim türk bi noktada bana: Böyle şort giyme, sana sulanırlar demesin mi? Aman abi ne diyorsun? Vallahi de billahi de öyle. Bende istiyorum ama giyemiyorum diyor. (Gelicez hep bu konulara)

Fişavi kahvesinde Ud çalanlar

Fişavi Kahvesi

Han El Halil 1

Han el Halil 2


     Neyse akşam ettik. Adamın lafını dinledim. 20 pounda taksi çevirdim, tahrir de indik. Mısır yemeklerine dadanıcaz yine. Menüde kuru fasülye, tavuklu pilav ve dolma var. Ne yalan söyliyim ben mısır kuru fasülyesini çok sevdim. Yemekten sonra sokak kahvesine indik. Millet akşamları sokak kahvehanelerinde yayılıyor. Loş ışık altında müthiş oluyor. Mısır'ın kahvesi çok güzeldir, çayı'da demlikte demlemezler. Bardakta demlerler.

Kahire'de bir akşam yemeğimiz

     Ordan gece gezmesi yapalım dedik. Bi bakkala girdik. Adam ispanyolmusunuz demesin mi? Yani beni sudanlı bile sanan oldu bugüne kadar ama ispanyol sananı da ilk kez gördüm. Yürürken bi de ne görelim. İçki mağazası. Burda ki gibi adım başı tekel bayi yok. Oldukça az bulunuyor ama yine de var. Drinkins mağazaları var orda. Mal bulmuş mağribi gibi daldık içeri. Envai çeşit. Sırf alkol satıyor. Ben gitmeden önce bir blogda okumuştum "mısır da alkol özel vergiye tabi diye". Kafam da kuruyorum bu "özel vergi" dedikleri yüzde kaçyüz acaba? Fos çıktı tabi. İnanmıycaksınız 15 TL'ye viski aldım. Burda 120 TL'den aşağı bulamazsın. 

İnanmıycaksınız, Mısır da bu viski 15 TL

 Alkol buraya göre sudan ucuz. Yanlız öyle biramı alıp sokakta içe içe yürüyeyim filan demeyin. O kadar uzun boylu değil. Vallahi indirirler.

Böyle dolu dolu geçen bir günün sonunda hostele geldik. Bekle bizi İskenderiye...

Yorumlar

  1. Yine çoook iyi anlatmışsın tekrar tekrar yaşadım mısır'ı emeğine sağlık aşkımm😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel sevgilim birlikte nice gezmelere aşkımmm :-)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çıplaklar Kampı Deneyimi; Şortu da Çıkarıyormuyuz?

     Bu yazı diğer gezi yazılarından farklı bir yazı olucak. Şurda şu var, burda bu var türü bir yazı değil. Yazımızın konusu Nüdizm yani çıplaklık; o yüzden rahatsız olan varsa makalenin geri kalanını okumaması rica/tavsiye olunur.      Avrupa sadece doğal güzelliklerden, etkileyici sanat eserlerinden,gece hayatından ibaret biyer değil. Çok özgür.Hatta geçen seneydi sanırım belediye başkanının biri ,Avrupada ki özgürlüklerden rahatsız olan varsa, bavulunu toplayıp s.tirip gitsin" dedi. İşte bu özgürlüklerden, rahatlıklardan biri de tümüyle çıplak kalabilmek ve bunun yaşanabileceği mekanlar. Çoğumuz yaz gelince bikiniyi,şortu,mayoyu giyip kendimizi deniz kenarına atmayı düşünürüz. O sıcaklarda yapılacak en iyi şeydir. Avrupaya ilk gidişimden önce burdan bir hocam "Boşuna umutlanma.İtalya koyu katolik,kızları üstsüz denize sokmuyorlar" demişti. Sonra yaz geldi,sahildeyim; bu lafı aklıma geldi "Yanıldığınız çok açık hocam" dedim kendime...

Sevgiliyle İspanya - Valensiya

       Bu sene çok ara verdim yazmaya, hatta bazı ülkeler hakkında daha tek kelime karalamadım. Granadadan sonra rotamızı valensiyaya çevirdik. Hesapta La Tomatina yani domates festivaline katılmak var. Bu festival her yıl ağustos ayında yapılıyor. Bunol kasabası valensiyaya yakın ordan gidicez diye buraya geldik. Granadadan Valensiyaya otobüs yolculuğu zor geçti, ispanya düşündüğümden daha büyükmüş. Granada otogarda türk baklavası satıyorlar. Aldık. Ama bizimkinin yanından geçemez. Hep derim bazı lezzetler ait olduğu topraklarda güzel diye. Vardık hostele yerleştik. Sabaha festival var bizde hal kalmamış. O kadar dolana dolana tabi. Baya düşündüm, posamız çıkmış vaziyette olduğu düşündüğümden daha pahalı çıktığı için festivale katılmamaya karar verdim. İleri ki bir tarihe kalsın dedim. Hostelde festival biletleri satılıyor. Bunolde sabah saatlerinde kamyonlar domatesleri meydana yığıyor, millet başlıyor domates savaşlarına. Aynı günün akşamı da festival partisi oluy...

2024 Yılının Muhasebesi

     2024 yılında 2 yeni ülkeye gittim. Bahreyn ve Letonya. Bir kaçta yurt içi gezi yaptım. Bursa ve Balıkesir'e gittim. Bugünkü imkanlarım bu kadarına el veriyor. Körfez ülkesi Bahreyn çok durağan. Çok görülecek bir şeyde yok. Küçük bir ada ülkesi. Diğer Arap ülkelerine göre biraz daha serbest. Suudiler oraya eğlenmeye geliyorlar. Ayrıca ucuzdu. Çok sayıda Asyalı var. Masaj salonları işletiyorlar ve Hintliler getto kurmuş. Bir şey aldığın zaman fiyat olarak rupi söylüyorlar hatta. Türk'te çok var. Özellikle berberlik işi Türklerde. Bunlardan vatandaşlık almak neredeyse imkansız. Çarşı pazar gezmekle, sahilde yürümekle geçti günlerim. Şansıma Otel odam baya büyüktü. Kendimi kilitleyip kafamı dinledim.    Temmuz ayında da Letonya'ya gittim. Küçük şirin bir ülke. Yeşillikler içinde. Ben baltık huzurunu çok sevdim. Nüfus az. Kaldığım otel şansıma çok iyi çıktı. Odam çok büyük değildi ama buzdolabından mikrodalgasına kadar her şey vardı. Marketten alıp odamda pişird...