Ana içeriğe atla

Afrikayı Adımlarken 4: Swaziland





                                 


Türkiye neresi kardeş?

     Afrika gezimde Durban şehrine geldikten sonra hem hint okyanusunu tadını çıkardım hem de Swaziland'a nasıl giderim orda nerde kalırım onu araştırmaya başladım. Bir kaç hostel buldum arıyorum telefonlar çalışmıyor. Nasıl gidicem sorusu daha da sınkıntılı. İnternetten araştırdım bi otobüs firması varmış haftada bikaç gün gidiyor oraya güya. Kalkıyoruz diye yazdıkları yere gittim bekle allah bekle ne otobüs var ortada ne bişey. Otogar gibi biyer hep minibüsler var.
Baktım öyle bi firma ve otobüs yok. Minibüsçülere sordum filan. Evet minibüsün biri oraya gidiyor. İçin de full afrikalı. Tek turist benim. Oraya gitmek zorundamıyım, Ee değilim tabi ama görmek istiyorum.
Minibüsçüye ve içindekilere durmadan soru soruyorum. Kaç saatte gidilir, nerde kalınır falan filan. En kritik soruyu en son sordum. Benim için güvenli mi, iç savaş filan varmı orda. Herifler haaa haaa haaa. Gülmekten kırıldılar. Bu arada minibüs başkent Mbabane'ye değil, Manzini diye bir şehre kadar gidiyor. 4 saat çeker dediler. Neyse atladık gidiyoruz. Afrikalıların kötü bir özelliği var. Kap yemek alıp araçlarda yiyorlar. Sulu yemek,tavuk filan aklınıza ne gelirse.
Gidiyorum ama kalıcak yer filanda ayarlamamışım. 2 saat sonra Güney Afrika - Swaziland sınırına geldik. Çıkışı yaptım, Swaziland'a giriş yapıcam. Gümrük memurları kaydımı yapıyor, adamlar tip tip bakıyor bi bana bi pasaporta. Bunun akli dengesi yerinde değil tarzı. Bi insan türkiyeden buraya niye gelir ki?
Bi tanesi aldı pasaportu eline; Türkiye tam olarak neresi demesin mi? (bu soruyu daha sonra çok ça duyacaktım)
Obaaaa. Buyrun cenaze namazına. Dilim döndüğünce anlattım filan.
Bu sefer türkiye soğuk mu dedi. Evet soğuk buraya ısınmaya geldim diye cevapladım.

Güney Afrika- Swaziland sınırında

     Neyse atladık gidiyoruz. Artık Swaziland toprağındayım. Ufak bi ülke zaten. Birden cep telefonu sinyalinin gittiğini farkettim. Yollar da karardı. Aydınlatma filan yok. İçimden şimdi b.ku yedin oğlum nazım dedim. Dünyanın en gerikalmış ve ücra ülkelerinden birindesin. Telefon çekmiyor, türk konsolosluğu yok. Yok yok yok. Sonra farkedicektim, bu yoklukların devamı var. Orda bitmiyor.
     Ülkenin baya bir doğal parkları var. Yemyeşil ve vahşi hayat. Elemanın biri başladı anlatmaya bu ülkenin siyasi sistemi dünyada tek dedi. kralları varmış ve adamın ağzından çıkan kanun abi. 
Kralımız siz turistleri çok seviyor dedi. Yaaa öyle mi biz de onu seviyoruz dedim. 
     4 saat dedikleri yol 8 saat çekti. Gece vakti manziniye vardık. O saatte şartları zorlıycak durum da değilim ilk söyledikleri otele kendimi attım. Oda tuttum internet için ayrıca ücret ödemeniz gerekiyor. Neyse onu da hallettim. Odaya çıktım yatak sanki saman doldurulmuş, televizyonun fişi yok. Banyo yapıyım dedim duş başlığını çekmemle elimde kaldı. Lobiye indim adaptör verdiler, bi de başka bir odada duş almamı sağladılar. Kötü demeyin Swaziland'ın 3 yıldızlı oteli bu abi. Kafadan tüm standartları silmişim. Dışarı çıktım biraz geziyim dedim. ilçe büyüklüğünde biyer. Karanlık,ıssız. Saat geç değil ama sokaklar boş. Birden gürültü patırtı. Elemanın biri bişeyler çalmış yakalamaya çalışıyorlar. İnanmıycaksınız pakistanlılar buraya bile gelmişler. Ne ilginç bi millet bu pakistanlılar. Pakistan dışında heryer de yaşıyorlar.
Gittim uyudum. Ertesi sabah kahvaltı sonrası direkt otogara gittim. Başkent mbabaneye gidicem. Otogar dediğim böyle bi tarla gibi biyerden araçlar kalkıyor. Abi birden papazın biri bindi başladı hristiyanlık propagandası yapmaya. İşin sonunda para toplamayı ihmal etmiyor tabi. Ben vermedim.

Otobüsteki papaz

     Neyse Mbabanede indim. Kalıcak yer lazım. Taksicinin birine beni şöyle 450-500 randlık biyere götür. Güney afrika para birimi rand Swaziland'da direkt kullanılıyor. Ayrıca kendi para birimleride var. Herif aldı beni alakasız yerleri dolaştırmaya başladı, çok pahalı villa tipi yerlere götürüyor. Taksici işte dolandırıp fazla para alıcak. Nerdeyse tüm şehri dolaştırdıktan sonra bindiğim yerin 5 dk uzağındaki bir otele bıraktı. 200 rand istiyor. Vermezsen polis çağırırım diyor. Ulan it oğlu it benim seni polise vermem lazım. Beni dolandırıyorsun. İstediği para o zaman 50 tl gibi bi rakam tutuyor. Abi şimdi düşünüyorum. polis çağırsam, dünyanın unutulmuş bi köşesindeyim. Herifler birbirini tutarsa üstüne haksız çıkmak var. Burda konsolosluk filanda yok. Parayı verdim "Bir daha seni görmiyim" diye bağırdım göderdim, zira herifler iki adım ötedeler. Başkent zaten ufak biyer. Otele yerleştim. Orda parasıyla da internet yok. doğru dürüst bankamatik yok, döviz bürosu yok. Kısacası medeniyetin dışına çıkmışım. Şehir de yürüyorum öyle. Yeşil tepelere yapılmış, küçük baraka türü evler. Ortada hem pazar, hem otogar olarak kullanılan bir alan.  Yanın da bir alışveriş merkezi var. Bu fast food firmaları ülkeye girmişler. Yemek yedim.

Swaziland pizzası


Başkent Mbabane


      Başladım internet kafe aramaya. Koca başkentte bir tane internet kafe buldum. Çok kalabalık var. Numara alıp sıraya geçiyorsun. Bağlantı hızı da bizim burda eskiden kullanılan 56 k modemler gibi. İyi hatırlıyorum. ilkin sevgilime "ben yaşıyorum" tarzı bişeyler yazmıştım. 
     Tanıştığım herkes hep aynı soruyu sordu. Türkiye neresi? Cidden Türkiye diye bir ülkenin varlığından haberleri yok. Ülkede akşamları bi garip oluyor. Saat 9 dedim mi hayat bitiyor. Sokaklar bomboş. Güney afrikada gece hayatı müthiştir burda ise kıl kıpırdamıyor. Bira alıyım dedim. Markette bi demir parmaklık ardında satıyorlar. İnanmıycaksınız Bahai tapınağı gördüm. Burda ne işi var bu insanların demiştim. Bu din buraya nasıl gelmiş hala anlamadım. Batılı kimseyi de görmedim ülkede. Gördüğüm beyaz insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ülke yemyeşil hiç bozulmadan öylece duruyor. Otel görevlisine benden başka turist var mı dedim. Batılı tek benmişim geri kalan mozambikli, güney afrikalı, namibyalı filan. Böyle ülkelerde insanlar ordan kurtulmak için bazen sizden yardım istiyorlar. Burda da oldu. Orda geçirdiğim iki günden sonra atladım minibüse, yarım saat sonra güney afrika sınırına vardık. Ya beni güney afrikaya geri almazlarsa diye kendime evham yapıyorum. Nedendir anlamadım gümrük memuru en son benim işlemimi yaptı. Geri kalan herkes swazilandlı bir ben turistim. Sıra bana gelince 19 gün içinde ülkeyi terk etmelisin diyip mührü vurdu. Dikkat ettim güney afrika sınırları çok gevşek. Burdan ne istersen sokarsın.
Bindik minibüse sınırı geçince telefon sinyali geri geldi. Nasıl rahatladım anlatamam. Sırada ki durak Johannesburg. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çıplaklar Kampı Deneyimi; Şortu da Çıkarıyormuyuz?

     Bu yazı diğer gezi yazılarından farklı bir yazı olucak. Şurda şu var, burda bu var türü bir yazı değil. Yazımızın konusu Nüdizm yani çıplaklık; o yüzden rahatsız olan varsa makalenin geri kalanını okumaması rica/tavsiye olunur.      Avrupa sadece doğal güzelliklerden, etkileyici sanat eserlerinden,gece hayatından ibaret biyer değil. Çok özgür.Hatta geçen seneydi sanırım belediye başkanının biri ,Avrupada ki özgürlüklerden rahatsız olan varsa, bavulunu toplayıp s.tirip gitsin" dedi. İşte bu özgürlüklerden, rahatlıklardan biri de tümüyle çıplak kalabilmek ve bunun yaşanabileceği mekanlar. Çoğumuz yaz gelince bikiniyi,şortu,mayoyu giyip kendimizi deniz kenarına atmayı düşünürüz. O sıcaklarda yapılacak en iyi şeydir. Avrupaya ilk gidişimden önce burdan bir hocam "Boşuna umutlanma.İtalya koyu katolik,kızları üstsüz denize sokmuyorlar" demişti. Sonra yaz geldi,sahildeyim; bu lafı aklıma geldi "Yanıldığınız çok açık hocam" dedim kendime...

Sevgiliyle İspanya - Valensiya

       Bu sene çok ara verdim yazmaya, hatta bazı ülkeler hakkında daha tek kelime karalamadım. Granadadan sonra rotamızı valensiyaya çevirdik. Hesapta La Tomatina yani domates festivaline katılmak var. Bu festival her yıl ağustos ayında yapılıyor. Bunol kasabası valensiyaya yakın ordan gidicez diye buraya geldik. Granadadan Valensiyaya otobüs yolculuğu zor geçti, ispanya düşündüğümden daha büyükmüş. Granada otogarda türk baklavası satıyorlar. Aldık. Ama bizimkinin yanından geçemez. Hep derim bazı lezzetler ait olduğu topraklarda güzel diye. Vardık hostele yerleştik. Sabaha festival var bizde hal kalmamış. O kadar dolana dolana tabi. Baya düşündüm, posamız çıkmış vaziyette olduğu düşündüğümden daha pahalı çıktığı için festivale katılmamaya karar verdim. İleri ki bir tarihe kalsın dedim. Hostelde festival biletleri satılıyor. Bunolde sabah saatlerinde kamyonlar domatesleri meydana yığıyor, millet başlıyor domates savaşlarına. Aynı günün akşamı da festival partisi oluy...

2024 Yılının Muhasebesi

     2024 yılında 2 yeni ülkeye gittim. Bahreyn ve Letonya. Bir kaçta yurt içi gezi yaptım. Bursa ve Balıkesir'e gittim. Bugünkü imkanlarım bu kadarına el veriyor. Körfez ülkesi Bahreyn çok durağan. Çok görülecek bir şeyde yok. Küçük bir ada ülkesi. Diğer Arap ülkelerine göre biraz daha serbest. Suudiler oraya eğlenmeye geliyorlar. Ayrıca ucuzdu. Çok sayıda Asyalı var. Masaj salonları işletiyorlar ve Hintliler getto kurmuş. Bir şey aldığın zaman fiyat olarak rupi söylüyorlar hatta. Türk'te çok var. Özellikle berberlik işi Türklerde. Bunlardan vatandaşlık almak neredeyse imkansız. Çarşı pazar gezmekle, sahilde yürümekle geçti günlerim. Şansıma Otel odam baya büyüktü. Kendimi kilitleyip kafamı dinledim.    Temmuz ayında da Letonya'ya gittim. Küçük şirin bir ülke. Yeşillikler içinde. Ben baltık huzurunu çok sevdim. Nüfus az. Kaldığım otel şansıma çok iyi çıktı. Odam çok büyük değildi ama buzdolabından mikrodalgasına kadar her şey vardı. Marketten alıp odamda pişird...