Ana içeriğe atla

Mısır Vizesi Almak; Çile Bülbülüm Çile







  Diyelim ki Mısıra gitmek istediniz. İyi güzel.Ama vize gerekli ve almak hiç kolay değil.
Mısır konsolosluğu Bebekte denize sıfır bir yalı. Başvuru 10:00 - 11:30,evrak teslimse öğleden sonraları 15'te başlıyor.
Pek bir belge istemiyorlar.

-Dilekçe
-Başvuru  Formu
-2 fotoğraf
-Pasaport fotokopisi
-Pasaportun kendisi
-Çalışıyorsanız işyerinizden buna dair bir belge

Vize başvuru ücreti; tek girişlik turistik vize için 95 TL
     Ben başvurduğumda zam geldi diyip 220 tl aldılar ama sonra,zam geri alındı diyip pasaportu geri alırken para üstünü de verdiler.Buraya kadar herşey gene iyi. Ama noluyorsa bundan sonra oluyor.
Evrakları veriyorsunuz, parayı veriyorsunuz ama hizmet alamıyorsunuz. 
    Ben gitmeden 24 gün önce vize başvurusu yaptım. Başvuru yaparken de 15-20 günü buluyor diyorlar. Ama kazın ayağı öyle değil. 2 hafta geçti ses seda yok. Gittim vize onayınız gelmedi dediler. Takip eden hafta perşembe uçuşum var; pazartesiden yine gittim,sonuç yok.Adamla tartıştım çıktım. Kuyruk oluyor,o sıcakta bekliyorsun durmadan. Ama işlemler bir türlü hallolmuyor.
Sırada beklerken insanlarla tanışıyorsun. Bir kere; yetişir mantığıyla 15 gün önceden vize başvurusu yapan herkesin uçağı kaçmış. Sırf son gün sırada ki 3 kızdan ikisinin uçağı kaçmıştı. 3. cüsüde başvurunun 32. günü olup hala vize çıkmayınca gözümün önünde pasaportunu alıp gitti. Ben bağırınca bana da pasaportunuzu geri verelim dediler. Tümden dellendim. Arkadaş bir yığın masraf yapmışım,uçağım kaçıcak diyorum; yapıcak bişey yok modundalar.
     Salı günü yine gittim. Daha beni uzaktan gören görevli "vize onayın gelmedi, gidebilirsin" dedi. Gitmedim,bekledim. Sıra bana geldi. Ben sana gidebilirsin demiştim dedi. Uzun zamandır böyle bağırdığımı hatırlamıyorum. Tartışmaya başladım, avazım çıktığı kadar bağırıyorum. Birileri geldi. Kimliğimi aldılar. Gidip geldiler. Vize onayın gelmiş dediler bana. Kardeşim hani gelmemişti. Beni kaç gündür getirip götürüyorsunuz. Şimdi orda birdaha bağırıcam ama zaten zor olan durumu iyice güçleştirmemek için kendimi tuttum. Bu arada konsolos geldi. Bağrışlarımı duymuş.
Yarın gel vizeni al dediler.Arada dönen muhabbetleri hiç yazmıyorum.
     Bu araplara güven olmaz ya, çaresiz gidicem. Ertesi gün gittim.Yahu vize basıcak bir yazıcıları bile yok,elde dolduruyorlar. Anladım ki Mısır konsolosluğunda gördüklerim, Mısır da göreceklerimin bir fragmanı. Orda rastladığım bir türk,ben yıllarca mısırda yaşadım,ölü biyer niye oraya gidiyorsun ki diyor. Bir de ıraklı vardı. Mısıra gideceğine Irak'a-süleymaniyeye git demesin mi? 22 tane arap ülkesi var hepsi birbirinden beter; ben geri dönmiycem türkiyeye yerleşicem diyor. Neyse sonunda vizeyi aldım çıktım. Sinirlerim iflas etmiş durumda. Mısıra gidip geldim. Başvurunun 38. günü mail geldi. Vizeniz hazır gelip alabilirsiniz diye. Gülermisin ağlarmısın? Ben direkten döndüm. O yüzden size tavsiyem en az 45 gün önceden başvurmanız olur.

Yorumlar

  1. Şaka gibiydi gerçekten ama hepsine deydi aşkımm😂😂😂😘😘

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çıplaklar Kampı Deneyimi; Şortu da Çıkarıyormuyuz?

     Bu yazı diğer gezi yazılarından farklı bir yazı olucak. Şurda şu var, burda bu var türü bir yazı değil. Yazımızın konusu Nüdizm yani çıplaklık; o yüzden rahatsız olan varsa makalenin geri kalanını okumaması rica/tavsiye olunur.      Avrupa sadece doğal güzelliklerden, etkileyici sanat eserlerinden,gece hayatından ibaret biyer değil. Çok özgür.Hatta geçen seneydi sanırım belediye başkanının biri ,Avrupada ki özgürlüklerden rahatsız olan varsa, bavulunu toplayıp s.tirip gitsin" dedi. İşte bu özgürlüklerden, rahatlıklardan biri de tümüyle çıplak kalabilmek ve bunun yaşanabileceği mekanlar. Çoğumuz yaz gelince bikiniyi,şortu,mayoyu giyip kendimizi deniz kenarına atmayı düşünürüz. O sıcaklarda yapılacak en iyi şeydir. Avrupaya ilk gidişimden önce burdan bir hocam "Boşuna umutlanma.İtalya koyu katolik,kızları üstsüz denize sokmuyorlar" demişti. Sonra yaz geldi,sahildeyim; bu lafı aklıma geldi "Yanıldığınız çok açık hocam" dedim kendime...

Sevgiliyle İspanya - Valensiya

       Bu sene çok ara verdim yazmaya, hatta bazı ülkeler hakkında daha tek kelime karalamadım. Granadadan sonra rotamızı valensiyaya çevirdik. Hesapta La Tomatina yani domates festivaline katılmak var. Bu festival her yıl ağustos ayında yapılıyor. Bunol kasabası valensiyaya yakın ordan gidicez diye buraya geldik. Granadadan Valensiyaya otobüs yolculuğu zor geçti, ispanya düşündüğümden daha büyükmüş. Granada otogarda türk baklavası satıyorlar. Aldık. Ama bizimkinin yanından geçemez. Hep derim bazı lezzetler ait olduğu topraklarda güzel diye. Vardık hostele yerleştik. Sabaha festival var bizde hal kalmamış. O kadar dolana dolana tabi. Baya düşündüm, posamız çıkmış vaziyette olduğu düşündüğümden daha pahalı çıktığı için festivale katılmamaya karar verdim. İleri ki bir tarihe kalsın dedim. Hostelde festival biletleri satılıyor. Bunolde sabah saatlerinde kamyonlar domatesleri meydana yığıyor, millet başlıyor domates savaşlarına. Aynı günün akşamı da festival partisi oluy...

2024 Yılının Muhasebesi

     2024 yılında 2 yeni ülkeye gittim. Bahreyn ve Letonya. Bir kaçta yurt içi gezi yaptım. Bursa ve Balıkesir'e gittim. Bugünkü imkanlarım bu kadarına el veriyor. Körfez ülkesi Bahreyn çok durağan. Çok görülecek bir şeyde yok. Küçük bir ada ülkesi. Diğer Arap ülkelerine göre biraz daha serbest. Suudiler oraya eğlenmeye geliyorlar. Ayrıca ucuzdu. Çok sayıda Asyalı var. Masaj salonları işletiyorlar ve Hintliler getto kurmuş. Bir şey aldığın zaman fiyat olarak rupi söylüyorlar hatta. Türk'te çok var. Özellikle berberlik işi Türklerde. Bunlardan vatandaşlık almak neredeyse imkansız. Çarşı pazar gezmekle, sahilde yürümekle geçti günlerim. Şansıma Otel odam baya büyüktü. Kendimi kilitleyip kafamı dinledim.    Temmuz ayında da Letonya'ya gittim. Küçük şirin bir ülke. Yeşillikler içinde. Ben baltık huzurunu çok sevdim. Nüfus az. Kaldığım otel şansıma çok iyi çıktı. Odam çok büyük değildi ama buzdolabından mikrodalgasına kadar her şey vardı. Marketten alıp odamda pişird...